Isparta’nın doğal güzelliklerinden Eğirdir Gölü içerisinde yer alan Nis Adası, Anadolu’nun inanç ve kültür tarihinde önemli bir dönüm noktasına ev sahipliği yapıyor. 1402 Ankara Savaşı sonrasında Anadolu’da dengeler değişirken, bölgeye gelen Timur ve ordusu Eğirdir Kalesi ile Nis Adası’nı fethetti. Tarihi kayıtlara göre, Timur’un bölgede geçirdiği iki buçuk aylık kış dönemi, yalnızca askeri bir harekat değil, aynı zamanda sosyokültürel bir dönüşümün de başlangıcı oldu. Bu dönemde Yalvaç ve Hoyran bölgelerinden getirilen Yörük ve Türkmen aileler adaya yerleştirilerek Isparta çevresindeki ilk Müslüman mahallesi burada kuruldu. Ada halkıyla sağlanan uzlaşı sonucunda, adada bulunan üç kiliseden biri olan Agia Eudokia (Kız Kilisesi) yöredeki Rum halkının da rızasıyla camiye çevrildi. Böylece ezan sesi ilk kez Nis Adası’ndan tüm Pisidia ve Isparta bölgesine yankılandı. Miryokefalon Zaferi’nden itibaren geçen süreçte Şamanizm ve Gök Tanrı inançlarını sürdüren Türkmen boyları, adadaki bu yapılanma ile İslamiyet ile daha güçlü bir bağ kurdu. Batı kaynaklarının da doğruladığı bu tarihi süreç, Anadolu’daki çok kültürlü yaşam modelinin en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Günümüzde hala devam eden ağaçlara çaput bağlama ve kurşun dökme gibi gelenekler, eski inançların İslami motiflerle kaynaşarak günümüze ulaştığını kanıtlıyor. Nis Adası, çan ve ezan seslerinin birbirine karıştığı, korkunun umuda ve hoşgörüye dönüştüğü bir tarih laboratuvarı olarak Isparta’nın zengin kültürel mirasını yansıtmaya devam ediyor.




