Isparta’nın eşsiz doğasına sahip Sütçüler ilçesi, bugünlerde yürek burkan bir çevre katliamının eşiğinde. Karaçam ormanlarının arasına gizlenmiş, yılkı atlarının özgürce koştuğu o meşhur Tota Yaylası, vahşi madenciliğin soğuk yüzüyle karşı karşıya. Yüzlerce yıldır yöre halkının hem bedenine hem ruhuna şifa dağıtan, efsanelere konu olmuş Kadın Pınarı, yeni bir mermer ocağı projesine kurban edilmek üzere. Hikayeyi bilirsiniz; amansız bir hastalığa yakalanıp karnı şiştiği için haksız yere hamile sanılarak evden kovulan o masum kızın, Temmuz sıcağında bu suyu bularak iyileştiği anlatılır durur. Her yaz sadece bir aylığına yeryüzüne süzülen bu mucizevi maden suyu; Antalya, Afyonkarahisar ve civar illerden gelen binlerce insana umut oluyor. Ancak gelin görün ki, masa başında hazırlanan raporlarda bu canım su kaynağı adeta yok sayılıyor! Mart 2024’te verilen ÇED Olumlu kararıyla birlikte, Denizli merkezli bir maden şirketi bölgeye şantiye kurmaya başladı bile. Üstelik resmi evraklarda garip bir çelişki var; proje alanı Belence köyü sınırları içindeyken, kilometrelerce uzaklıktaki Kuzca köyünde gösterilmiş. Bu kasıtlı bir durum mu bilinmez ama asıl ağır fatura doğaya kesiliyor. İlk etapta 700’e yakın asırlık ağaç devrilecek. Daha da acısı, o şifalı suyun kaynadığı nokta, projenin moloz ve pasa döküm sahası olarak belirlenmiş. Isparta Valiliği ve İl Genel Meclisi, henüz 2016 yılında bu tarihi ve doğal mirası koruma kararları almıştı. Fakat ruhsat yetkisinin Ankara’da, yani merkezi idarede olması, yerel halkın iradesini tamamen hiçe sayıyor. Eğer acil bir adım atılmazsa, efsanevi pınardan su değil, rant uğruna sadece mermer tozu akacak.
Isparta’nın Şifalı Kadın Pınarı Mermer Tozuna Boğulacak
0
Paylaş




