Anadolu’nun kalbinde, Türk milletinin bu topraklardaki varlığını ebedileştiren ve adeta “Anadolu’nun tapusu” niteliği taşıyan Miryokefalon Zaferi, uzun yıllardır süren coğrafi tartışmaların ardından nihayet gerçek evine, Isparta sınırlarına kavuşuyor. İstanbul’un fethi veya Kut’ül Amare ne kadar kıymetliyse, Sultan II. Kılıçarslan’ın yedi düvele karşı kazandığı bu destan da devlet tarihimizde o denli görkemli bir yere sahiptir. Yıllarca Afyon, Denizli ve Konya gibi komşu illerle akademik düzeyde yaşanan yer tartışmaları, MEB 10. sınıf tarih ders kitaplarına giren konum ve karekod bilgileriyle Isparta lehine resmiyet kazanmaya başladı. Bu tarihi hakikatin gün yüzüne çıkması bir tesadüf değil; “Varamazsam yolunda ölürüm” diyen kararlı bir yerel mücadelenin eseridir. Bugüne kadar valilik logosuna işlenen armalardan zafer kavşağına, kurulan müzelerden hatıra ormanlarına kadar Isparta’da pek çok kalıcı adım atıldı. Araştırmacı Ramazan Topraklı’nın gayretleri ve Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in devlet töreni talebini içeren resmi girişimleri bu sürecin omurgasını oluşturdu. Şimdi Isparta halkı ve 1176 Miryokefalon Zafer Derneği olarak en büyük hedef, bu kutlu zaferin 17 Eylül 2026 tarihinde, tüm siyasi liderlerin katılımıyla devasa bir devlet töreni statüsünde kutlanmasıdır. Başta valiliğimiz, SDÜ ve ISUBÜ olmak üzere bu davaya omuz veren herkes, kitabın artık tersten değil, Isparta lehine doğru okunduğunu tüm Türkiye’ye müjdeliyor.




