14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü gelip çatarken, tarlasında ter döken üreticimizin maalesef kutlayacak pek bir şeyi kalmadı. Hikmet Yalım Halıcı’nın bu özel gün vesilesiyle yaptığı son açıklamalar, kırsaldaki acı gerçeği bir kez daha tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor. Halıcı’nın ‘Toprak işleyenin, su kullananın’ diyerek başladığı sözleri, mazot, gübre, tohum, ilaç ve elektrik gibi temel girdilerin ateşiyle kavrulan üreticinin feryadına dönüşmüş durumda. Bugün Türkiye genelinde çiftçilerimizin omuzlarına binen toplam borç yükü akıl almaz bir şekilde 1 trilyon 200 milyar lirayı aşmış vaziyette. Üstelik takibe düşen, yani ödenemeyen borçlar da son bir yıl içerisinde tam dört katına çıkmış. Hal böyleyken 2026 yılı bütçesinde tarıma ayrılan 168 milyar liralık destek de yaralara merhem olmaktan çok uzak. Tarım Kanunu kapsamında bu rakamın aslında en az 772 milyar lira seviyesinde olması gerekiyor. Halıcı çok net bir tespit yapıyor: Ekonominin belkemiği olan çiftçi ayakta kalmazsa, bu ülkenin sofraları boş kalır. Bizler de biliyoruz ki, tarladaki üretim çarkları durursa, şehirdeki market rafları da dolarla değil, ancak boşlukla dolar. Kısacası üreticiyi görmezden gelen hiçbir sistem hayatta kalamaz.




