Bir şehrin marka değerini ne belirler? Sadece dağları, gölleri veya asayişinin berkemal olması yeterli midir? Fikir Isparta Topluluğu’nun destekleriyle akademisyenler tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, Isparta’nın ayna karşısındaki yansımasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Binden fazla esnaf, KOBİ temsilcisi ve çalışanın katıldığı anketin sonuçlarına göre, kent sakinleri Isparta’yı en çok ‘güvenli şehir’ olarak tanımlıyor. Doğal güzellikler ve üniversite algısı da başı çeken diğer unsurlar. Buraya kadar her şey harika. Ancak madalyonun diğer yüzü, ekonomik dinamizm ve vizyon açısından oldukça düşündürücü bir tablo çiziyor.
Şaşırtıcı olan şu ki; güller diyarı, göller yöresi dediğimiz Isparta’da turizm algısı yerlerde sürünüyor. Üstelik güçlü bir tarım kenti kimliğine rağmen tarım, sanayi, teknoloji ve girişimcilik gibi şehri geleceğe taşıyacak hayati kolonlar da ne yazık ki ‘orta’ ve ‘düşük’ seviyelerde kalmış durumda. Kurumlar arası iş birliğinin zayıflığı ise kentin potansiyelini frenleyen kronik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Araştırmayı değerlendiren Fikir Isparta Topluluğu Başkanı ve ITSO Başkan Adayı Yunus Karabulut’un tespitleri tam da bu noktada can alıcı. Karabulut, şehrin sadece öğrenci ekonomisine veya tek bir sektöre bel bağlamaması gerektiğinin altını çiziyor. Görünen o ki, Isparta’nın acilen tüm dinamiklerini aynı hikayede buluşturacak, kurumların omuz omuza verdiği yeni ve birleşik bir ekonomik modele ihtiyacı var. Yoksa güvenli sokaklarımızda huzurla yürürken, kaçırdığımız büyük ekonomik fırsatların arkasından bakmaya devam edeceğiz.






