Ticaret dünyasında güvenin ne kadar kırılgan bir zemin olabileceğini gösteren, adeta film senaryolarını aratmayan devasa bir dolandırıcılık ağı nihayet adaletin ağına takıldı. Antalya merkezli olarak kurgulanan ve ahtapot gibi Isparta’dan Ankara’ya, Afyonkarahisar’dan Van’a kadar uzanan bu organize şebeke, piyasayı tam 200 milyon lira zarara uğrattı.
Peki bu kusursuz görünen plan nasıl işledi? Sistem aslında çok tanıdık ama bir o kadar da tehlikeli bir ‘güven inşası’ üzerine kurulmuştu. Şüpheliler önce yasal bir şirket devralıp piyasada dürüst tüccar imajı çizdiler. Bankacılık sicillerini temiz tutup, düzenli ödemelerle tedarikçilerin gözünü boyadılar. Asıl vurgun ise bu sahte güven ortamı sağlandıktan sonra başladı. İleri vadeli ve karşılıksız çeklerle piyasadan devasa miktarda mal toplayan şebeke, bu ürünleri çeklerin ödeme günü gelmeden yok pahasına elden çıkararak sırra kadem bastı.
Ancak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titiz çalışması, MASAK ve GİB verileriyle birleşince takke düştü kel göründü. Soruşturmanın ilk dalgasında tutuklanan dört kişinin ardından, meselenin basit bir dolandırıcılık değil, profesyonel bir suç örgütü olduğu anlaşıldı. Düzenlenen son eş zamanlı operasyonlarla altı kişi daha gözaltına alındı. Bu olay, ticari hayatta referansların ve finansal geçmişin ne derece dikkatle incelenmesi gerektiğini bizlere acı bir fatura ile yeniden hatırlatıyor.



