Isparta’nın mor cenneti lavanta, bu kez kozmetik veya turizmle değil, tıp dünyasını heyecanlandıran yenilikçi bir bilimsel projeyle gündemde. Lise öğrencisi Elif Gökboyun, geleneksel halk tıbbında yüzyıllardır kullanılan Isparta lavantasını ileri teknolojiyle buluşturarak biyobozunur bir yara örtüsü hidrojeli geliştirmek üzere kolları sıvadı.
Geleneksel Reçeteler Laboratuvar Ortamına Taşındı
Biyoloji ve biyokimya alanındaki araştırmalarıyla tanınan Gökboyun, bilimin sadece laboratuvar duvarları arasında kalmaması gerektiğini belirterek doğup büyüdüğü coğrafyanın değerlerine odaklandı. Projenin ilk aşamasında Isparta genelinde kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştiren genç araştırmacı, lavantanın geleneksel tedavi yöntemlerindeki yerini kayıt altına alarak geniş bir etnobotanik arşiv oluşturdu.
Saha görüşmelerinden elde edilen veriler daha sonra ileri düzey laboratuvar testlerine taşındı. Kuşaktan kuşağa aktarılan kadim bilgiler, doku mühendisliği prensipleriyle harmanlanarak yara iyileşme sürecini hızlandıracak aktif bir biyomalzemeye dönüştürüldü.
Çocukluk Merakından Yüksek Katma Değerli Ürüne
Projenin çıkış noktasının çocukluk hafızasında yer eden lavanta kokusu olduğunu belirten Elif Gökboyun, “Geleneksel olarak yararlanıyoruz ama bunun arkasındaki kimyasal mekanizma ne kadar biliniyor?” sorusunun peşine düştüğünü ifade etti. Isparta lavantasının çoğunlukla sabun, parfüm veya ham yağ olarak değerlendirildiğini hatırlatan genç öğrenci, geliştirdiği biyobozunur hidrojel ile yerel bir tarım ürününün biyomedikal alanda yüksek katma değerli bir teknolojiye dönüşebileceğini kanıtladı.
Yerel Bilgi Modern Biyoteknolojiyle Buluştu
Saha çalışmaları sırasında yerel halkın deneyimlerinden fazlasıyla etkilendiğini aktaran Gökboyun, lavantanın doğru oranlarda kullanıldığında gösterdiği iyileştirici gücün nesillerdir aktarıldığını gözlemlediğini söyledi. Yerel kültür ile modern tıbbı aynı potada eriten bu vizyoner çalışma, Isparta lavantasını uluslararası bilim dünyasına taşıma hedefiyle büyük takdir topluyor.




