Isparta’nın sokaklarında dolaşırken, bu kadim şehrin sadece bugününe değil, derin ve köklü bir geçmişine de tanıklık edersiniz. Gelin sizi 1840’lı yıllara, Tanzimat’ın o yenilikçi rüzgarlarının Anadolu’da esmeye başladığı döneme götüreyim. O yıllarda Isparta ve Burdur’a mutasarrıf olarak atanan Celâlettin Paşa, sıradan bir idareci olmanın ötesinde tarihe ‘son yeniçeri ağası’ olarak adını yazdırmış önemli bir şahsiyettir. Bölgede kurduğu Memleket Meclisi ile halkı derebeylerin baskısından kurtaran, adaleti tesis eden Paşa, Isparta’nın saygın ailelerinden Nefise Şükran Ana ile hayatını birleştirerek bu topraklara kök salmıştır. İşte bu tarihi şahsiyet, bugün Isparta’mıza başarılı hizmetler sunan Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Başdeğirmen’in büyük büyük dedesidir. Celâlettin Paşa’nın 1845’te Adapazarı’na atanması ve ardından İstanbul’da uğradığı o trajik suikast, ailesini Isparta’da bırakmasına neden olsa da, bu köklü soy ağacı şehrimizde yeşermeye devam etmiştir. Ne ilginç bir tevafuktur ki, büyük dedesinin ismini taşıyan Başkan Başdeğirmen’in oğlu Celâlettin (Celal) Başdeğirmen, önümüzdeki günlerde dünyaevine girerek bu tarihi mirası yeni bir nesle taşıyacak. Geçmişte Celâlettin Paşa’nın eşkıyalara ve yerel zorbalara karşı verdiği o adil mücadele, bugün Başkan Başdeğirmen’in demokratik ve halka dokunan belediyecilik anlayışında adeta yeniden hayat buluyor. Isparta’nın dünü ile bugünü arasındaki bu güçlü bağ, şehrimizin yenilenme ve direnç hikayesinin en güzel özetidir. Genç çifte ömür boyu mutluluklar dilerken, bu kadim şehrin köklerinden aldığı güçle geleceğe çok daha emin adımlarla yürüdüğünü görmek bizlere gurur veriyor.
Isparta’da Tarihi Bağ: Son Yeniçeri Ağasından Başdeğirmen’e

















