Günün ilk ışıklarıyla uyanan bir şehir hayal edin… Isparta’nın bereketli topraklarında, sabah 05.00 sularında başlayan o eşsiz telaş, aslında dünya kozmetik devlerinin can damarını oluşturuyor. Kuleönü kasabasında yıllarını bu toprağa vermiş Mükerrem Çetin Kaya gibi cefakar üreticilerimiz, binbir emekle topladıkları nazlı gülleri aynı gün işlenmesi için fabrikalara yetiştiriyor. Neden mi bu kadar acele? Çünkü bu pembe mucize bekletilmeye gelmiyor. Dile kolay, tam 4 ton gül çiçeği, devasa kazanlarda işlenerek sadece 1 kilogramlık bir öze, yani gül yağına dönüşüyor. Isparta Ziraat Odası Başkanı Müstahattin Can Selçuk’un da altını çizdiği gibi, iklimin cilvelerine göre bu oran değişse de, o bir kiloluk sıvı altının dünya piyasasındaki değeri dudak uçuklatıyor: Tam 12 bin euro! Güncel kurlarla 600 bin liranın üzerinde bir rakam. Geçen yılki don felaketinin ardından bu sene yüzler gülüyor; 13 bin tonluk rekolte beklentisi bölge tarımı için adeta can suyu oldu. Ancak tarım ve ekonomi denkleminde madalyonun bir de diğer yüzü var. Çiftçi artan maliyetler altında ezilirken, açıklanan 80 liralık taban fiyat beklentileri tam anlamıyla karşılamadı. Ziraat Odası’nın haklı talebi ise bu rakamın 130 lira seviyesine çekilmesi yönünde. Peki biz bu eşsiz yerel değeri ne kadar kullanabiliyoruz? Dünyanın gül yağı ihtiyacının yüzde 65’ini tek başına karşılayan bir şehrin, artık sadece hammadde tedarikçisi olmaktan çıkması gerekiyor. Kendi Ar-Ge merkezlerimizi kurup, o lüks mağazalarda on binlerce liraya satılan parfümleri kendi markalarımızla Isparta’dan dünyaya sunmadığımız sürece, pastadaki asıl büyük dilimi başkalarına kaptırmaya devam edeceğiz. Bu benzersiz tarımsal mirasın, güçlü bir yerel ekonomi modeline dönüşmesi en büyük arzumuz.
Isparta’nın Pembe Altını: 4 Ton Çiçekten 12 Bin Euroluk Mucize
0
Paylaş




