Dünya genelinde endişe yaratan ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından acil araştırma yapılması gereken ‘salgın riski taşıyan patojenler’ listesine dahil edilen Nipah virüsü, yüksek ölümcüllük oranıyla dikkat çekiyor. İlk olarak 1999 yılında Malezya ve Singapur‘da tespit edilen, son dönemde ise Hindistan‘da meyve yarasaları kaynaklı yayılım gösteren virüs hakkında Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, henüz bir tedavisi bulunmayan bu hastalığın detaylarını paylaşarak kritik uyarılarda bulundu.
“Yüzde 45-70 Oranında Ölümcül Olabiliyor”
Virüsün tarihçesi ve bulaşma yolları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlü, hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. Meyve yarasalarından kaynaklanan bu zoonotik virüsün insandan insana da geçebildiğini belirten Prof. Dr. Özlü, şu ifadeleri kullandı:
“Nipah virüsü aslında 1999’da Malezya’da ilk defa fark ettiğimiz bir virüs. Bu meyve yarasalarından bulaşan zoonotik bir virüs. İnsanlara daha çok yarasaların tükürüğü ve idrarıyla bulaşmış meyveler vasıtasıyla geçiyor. Doğrudan yarasadan da geçebilir. Daha sonra hasta kişilerden sağlam kişilere, insandan insana da bulaşı olduğu da ortaya çıktı. Başka Malezya’da, Singapur’da daha sonra Bangladeş’te vakalar görüldü. Son olarak Hindistan’da iki sağlık çalışanının bu hastalığa yakalanarak vefat ettiği tespit edildi. Nipah virüsünün en üzücü tarafı ölümcüllük oranlarının çok yüksek olması. Vakaların yüzde 45-70’inin ölümle sonuçlandığını biliyoruz. Henüz herhangi bir aşısı ya da ilacı şu anda yok”
Türkiye İçin Risk Var mı?
Hastalığın belirtileri ve ülkemiz açısından taşıdığı risk potansiyelini değerlendiren Prof. Dr. Özlü, Türkiye’de doğrudan bir tehdit bulunmadığını ancak yurt dışı seyahatlerinde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Hastalığın basit bir enfeksiyon gibi başlayıp ağır tablolara dönüşebildiğini aktaran Prof. Dr. Özlü, şunları söyledi:
“Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlıyor ama zatürreye, alt solunum yolları enfeksiyonlarına ve beyin iltihabına dönüşebiliyor. Başlangıçta kas, baş, boyun ağrısı, ateş ve kırgınlık gibi semptomla daha sonra öksürük, nefes darlığı, bilinç bozukluğu ve nöbetler şeklinde ortaya çıkabiliyor. Aslında Türkiye için bir tehdit veya risk şu anda yok. Bu virüs, meyve yarasalarından bulaştığı için Türkiye’de yarasalarla da temas ortamı olmadığı için güvendeyiz. Yurt dışına seyahate giden kişilerin seyahat boyunca dikkatli olmaları lazım. Bu tür meyve yarasalarıyla temasın olabileceği alanlara çok sokulmamalarını tavsiye ederim. Doğrudan temas olmasa bile meyve yarasalarının tükürük ve idrarıyla kirlenmiş taze meyveler hatta meyve sularıyla da bulaştığı gösterilmiş. Dikkatli olmakta fayda var”
Büyük Bir Salgın Tehdidi Söz Konusu mu?
DSÖ’nün konuyu yakından takip ettiğini ve virüsün yayılma hızının Covid-19 kadar yüksek olmadığını belirten Özlü, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Dünya Sağlık Örgütü’de bu virüsün dikkat çekici olduğunu ifade etti. Hindistan vakalarından sonra da bazı komşu alanlarda tedbirler alınıyor. Bizim için uzak bir tehdit ama özellikle seyahat edenler için bilgilenmek önemli. Oralardan gelip de hasta olan bir kişi olursa onunla temas edenlerin de dikkatli olması gerekiyor. Aşısı ve ilacı yok dolayısıyla virüsün hasta yapma potansiyeli de yüksek. Vaka bazlı ölüm olanları yüksek ama yayılma oranı yüksek değil. Covid gibi hava yoluyla bulaşma riski de görülmediği ve bilinmediği için şu an büyük bir salgın tehdit söz konusu değil. İzlemek lazım”

