Isparta’nın şirin beldesi Sav kasabası, son yıllarda eşine az rastlanır bir kültürel dirilişe sahne oluyor. Kamudan emekli olduktan sonra kabuğuna çekilmek yerine üretmeyi seçen Nurettin Kabalak, izlediği bir dönem dizisinden –özellikle Sultan Abdülhamit Han’ın stres atmak için indiği ahşap atölyesinden– aldığı ilhamla muazzam bir serüvene yelken açmış. Altı yıl önce sadece kibrit çöplerinden masumane ev maketleri yaparak başladığı bu tutku, bugün “Kabalak Yaren Evi” adını verdiği atölyesinde devasa bir koleksiyona dönüşmüş durumda. Nurettin amcamızın hikayesini özel kılan sadece ahşaba verdiği şekil değil; aynı zamanda akşamları sokak sokak, çöp çöp gezerek insanların fırlatıp attığı tarihi eşyaları kurtarması. “Tarihimizi çöpe atıyoruz” derken duyduğu hüznü, bu eşyaları koruma altına alarak umuda çeviriyor. O, etrafındaki dostlarının da desteğiyle biriktirdiği bu nadide eserleri ve kendi el emeği göz nuru maketlerini, ileride kalıcı bir müze haline getirip bölge halkının hizmetine sunmayı hedefliyor. Günümüz gençlerinin kahve köşelerinde veya ekran başında heba olan zamanlarına oldukça üzülen Kabalak, el sanatları öğrenmeleri için atölyesinin kapılarını ardına kadar aralamış. Üzerinde yirmi dört saat çayın kaynadığı sobasının etrafında toplanacak gençlere tamamen ücretsiz eğitim vermeye hazır. Para pul davası gütmeyen, tek derdi geçmişi geleceğe taşımak olan bu koca yürekli emeklinin Yaren Evi, Isparta ve çevresi için mutlaka ziyaret edilmesi gereken eşsiz bir kültür durağı.
Sav Kasabası’nda Çöpten Müzeye Uzanan İlham Verici Ahşap Serüveni









