Isparta’nın sokaklarında dolaşırken, bu kadim şehrin sadece bugünü değil, köklü bir geçmişi de bağrında taşıdığını hissederiz. Osmanlı’nın yenilikçi rüzgarlarının estiği Tanzimat döneminde, 1841-1844 yılları arasında Isparta mutasarrıflığı yapan Celâlettin Paşa, bu tarihi dokunun en önemli mimarlarından biridir. Tarih sayfalarında ‘Son Yeniçeri Ağası’ olarak da bilinen Paşa, Isparta ve Burdur’da kurduğu Memleket Meclisleri ile derebeylik düzenine son vermiş, halka rahat bir nefes aldırmıştır. Bu kıymetli devlet adamının Isparta ile olan bağı sadece devlet göreviyle sınırlı kalmamıştır. Şehrin eşrafından Nefise Şükran Ana ile hayatını birleştiren Celâlettin Paşa’nın bu topraklarda filizlenen soy ağacı, günümüze kadar uzanmaktadır. Öyle ki, bugün Isparta Belediye Başkanı olarak şehre hizmet eden Sayın Şükrü Başdeğirmen, bu büyük devlet adamının öz torunudur. 1845’te Adapazarı’na tayin edilen Paşa, Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması sonrası yaşanan siyasi çalkantılar ve suikast tehditleri nedeniyle ailesini güvenli liman olarak gördüğü Isparta’da bırakmak zorunda kalmıştır. Ne yazık ki korkulan olmuş, Paşa İstanbul’da uğradığı hain bir suikast sonucu şehit düşmüştür. Tarih adeta tekerrür ediyor ve geçmişin o güçlü mirası bugün farklı bir formda yaşamaya devam ediyor. Celâlettin Paşa’nın halkı merkeze alan adil yönetim anlayışı, bugün torunu Şükrü Başdeğirmen’in demokratik ve vizyoner belediyecilik projelerinde yeniden vücut buluyor. Şimdilerde ise Başdeğirmen ailesinde tatlı bir telaş var. Başkan’ın, büyük dedesinin adını taşıyan oğlu Celâl, önümüzdeki ay dünyaevine giriyor. Bu düğün, sadece bir ailenin mutlu günü değil; aynı zamanda Isparta’nın Tanzimat’tan bugüne uzanan köklü tarihinin, yenilenme ve vefa duygusunun çok anlamlı bir sembolüdür. Genç çifte bir ömür boyu mutluluklar dilerken, Isparta’nın bu eşsiz tarihi mirasının nesilden nesile aktarılmasını temenni ediyoruz.
Son Yeniçeri Ağasından Bugüne: Isparta’da Tarih ve Vefa

















