Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici, Türkiye’deki süt üretiminin mevcut durumunu, halk sağlığına etkilerini ve üreticinin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Çocukluğunun geçtiği Karacabey’in Fevzi Paşa köyündeki tarım ve hayvancılık anılarına atıfta bulunan Binici, o dönemdeki 1–10 inekli aile işletmeciliği geleneğinin günümüze yansımasını aktardı. Günümüzde Türkiye’de üretilen sütün yaklaşık yüzde 70’inin halen 1–20 süt ineğine sahip aile işletmelerinden sağlandığına dikkat çeken Binici, geçmişte sütün yarısının pazarlarda satılarak, diğer yarısının ise peynir ve tereyağına dönüştürülerek aile ekonomisine can verdiğini hatırlattı.
Süt ve Et Üretiminin Birbirini Tamamlayan Döngüsü
Sütün; kalsiyum, fosfor, B vitaminleri ve yüksek kaliteli protein içeriğiyle doğanın en kıymetli besinlerinden biri olduğunu vurgulayan Binici, sütün sadece bir gıda maddesi değil, aynı zamanda sağlıklı nesillerin ve sürdürülebilir hayvancılığın bir simgesi olduğunu belirtti. Süt ineklerinden elde edilen buzağıların cinsiyetine göre ayrıldığını ifade eden Binici, dişi buzağıların geleceğin süt üreticisi, erkek buzağıların ise besi hayvanı olarak et üretimine katkı sağladığını ve bu iki alanın birbirini tamamlayan bir bütün olduğunu dile getirdi.
“Doğal Süt” Adı Altındaki Gizli Tehlike
Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk önderliğinde başlatılan tarım seferberliğinde veteriner hekimliğin kilit rol oynadığını, ancak bugün bu otoritenin zayıfladığını belirten Binici, gıda güvenliğindeki boşluklara işaret etti. Hijyenik koşullarda toplanmayan ve veteriner kontrolünden geçmeyen sütlerin; brusella, tüberküloz, salmonella ve listeria gibi zoonotik hastalıklara davetiye çıkardığını vurguladı.
Özellikle sokakta “doğal” veya “köy sütü” etiketiyle satılan denetimsiz ürünlerin pastörize edilmediğinde ciddi risk yarattığını belirten Binici, Türkiye’de veteriner hekimlerin en sık yakalandığı hastalığın Brusella olduğunu hatırlattı. Bu durumun, veteriner hekimliğin sadece hayvan değil, toplum sağlığı için de ne denli stratejik bir meslek olduğunu kanıtladığını ifade etti.
Üretici Maliyet Baskısı Altında Eziliyor
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2024 yılında toplam süt üretiminin yaklaşık 22 milyon 487 bin ton olarak gerçekleştiğini belirten Binici, bu yüksek rakama rağmen verimlilik ve kalitede sorunların sürdüğünü kaydetti. Avrupa standartlarının gerisinde kalan süt verimi ve küçük işletme yapısının modernizasyonu zorlaştırdığına değindi.
Sahadan elde edilen verilere göre üreticinin durumunun iç açıcı olmadığını vurgulayan Binici, şu çarpıcı rakamları paylaştı:
- 140 başlık modern bir işletme litre başına sadece 0.9 kuruş kâr edebilmektedir.
- 15 başlık bir aile işletmesi ise 1 litre süt satarak ancak 1.13 kg yem alabilmekte ve litre başına kârı 0.4 TL seviyesinde kalmaktadır.
22 Ocak 2026 itibarıyla tavsiye edilen 22.22 TL’lik çiğ süt fiyatının, mevcut maliyetler ve yem paritesi göz önüne alındığında üreticiyi kurtarmadığını belirten Binici, sektörün alarm verdiğini ve üreticinin motivasyonunu kaybettiğini dile getirdi. İdeal “süt-yem paritesi”nin 1 litre süte karşılık 1.5 kg yem olması gerekirken, dövize endeksli yem fiyatları ve ithalat bağımlılığı nedeniyle bu oranın tutturulamadığını ekledi.
Çözüm Önerileri: Kooperatifleşme ve Veteriner Otoritesi
Hem üreticinin zarar ettiği hem de tüketicinin pahalı tükettiği bu sistemde çözümün mümkün olduğunu savunan Binici, atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
- Hayvan sağlığı ile gıda güvenliği arasında kesintisiz bir veteriner otorite zinciri kurulmalıdır.
- Süt sanayiye girmeden, depolama ve taşıma aşamalarında mutlaka veteriner hekim denetiminden geçmelidir.
- Soğuk zincir altyapısı güçlendirilmeli ve kooperatifleşme teşvik edilmelidir.
- Tarım Kanunu’nun 21. maddesi gereği GSMH’nin yüzde 1’i gerçek anlamda tarımsal desteklere ayrılmalıdır.
- Yerli yem üretimi artırılmalı ve üretici fiyat belirlemede söz sahibi olmalıdır.
Binici sözlerini, sütün ulusal gıda güvenliği ve kırsal kalkınmanın teminatı olduğunu belirterek; “Türkiye, veteriner hekimliğin bilgi ve tecrübesini yeniden sistemin merkezine alarak, sağlıklı süt üretimini geleceğe taşıyabilir. Çünkü süt sağlığımızdır, geleceğimizdir” ifadeleriyle noktaladı.




