1911 yılında Isparta, tarihinin en ilginç dolandırıcılık olaylarından birine sahne oldu. Manisa’dan kaçak yollarla kente gelen ve kendini olağanüstü zengin bir iş insanı olarak tanıtan Hacı Lord lakaplı şahıs, kısa sürede tüm şehrin güvenini kazanmayı başardı. Giyimi, kuşamı ve altın dolu keseleriyle lüks bir yaşam sürüyor imajı çizen bu kişi, dönemin Isparta Mutasarrıfı Vali Behçet Bey’i dahi etkisi altına aldı. Hastaneye yaptığı göstermelik bağışlarla halkın gözünde itibarını artıran Hacı Lord, vali tarafından kentin önde gelen ailelerinden birine damat edilerek halk arasında Isparta’nın eniştesi olarak anılmaya başlandı. Tramvay hatları kurmak, modern oteller inşa etmek ve susuz köylere su getirmek gibi devasa vaatlerde bulunan sahte zengin, bu hayali projeler için hem Müslüman hem de gayrimüslim tebaadan yüklü miktarda altın ve gümüş topladı. Olayın iç yüzünü ilk fark eden hukukçu Nadir Efendi’nin uyarıları başlangıçta dikkate alınmadı ve hatta Vali Behçet Bey’in talimatıyla Nadir Efendi’ye ait Kuleönü mevkisindeki hac konaklama tesisleri yaktırıldı. Ancak kente demiryolu denetimi için gelen Denizli Mutasarrıfı Muhiddin Paşa’nın, Hacı Lord’u Manisa’daki suç geçmişinden tanımasıyla tüm gerçekler gün yüzüne çıktı. Bu gelişmenin ardından Hacı Lord jandarma nezaretinde Manisa’ya geri gönderilirken, ona alet olan Vali Behçet Bey de görevden alınarak şehirden sürüldü. Tarih kategorisinde ibretlik bir vaka olarak kayıtlara geçen bu olay, mağdur edilen yerel halkın büyük bir maddi kayıpla baş başa kalmasıyla sonuçlandı.




