2010 yılında, profesyonel takımı olmayan şehirlerin futbol hasretini dindirmek ve genç yetenekleri Türk sporuna kazandırmak amacıyla kurulan Bölgesel Amatör Lig (BAL), bugün maalesef tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Isparta ve çevre illerdeki futbol sevdalılarının da yakından takip ettiği bu lig, artık ‘Bölgesel Amatör’ olmaktan çok ‘Yarı Profesyonel 4. Lig’ kimliğine bürünmüş durumda. Ancak isimler değişse de çileler bitmiyor; hatta her geçen gün daha da artıyor.
Özellikle 2026-2027 sezonu öncesinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından belirlenen dudak uçuklatıcı katılım bedelleri, yerel kulüplerimizin belini büküyor. İstanbul’dan gelen haberlere göre, kulüplerden istenen 1.5 milyon TL teminat ve 500 bin TL peşinat olmak üzere toplam 2 milyon liralık mali yük, amatör ruhu adeta boğuyor. Bu devasa bütçeyi denkleştiremeyen 20’den fazla kulübün kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konuşuluyor. Zaten geçtiğimiz sezon grup şampiyonlarının doğrudan 3. Lig’e alınmaması, play-off statüsündeki adaletsizlikler ve takımların küme düşme korkusuyla amatöre dönmesi gibi garabetler yaşanmıştı. Şimdi bir de bu sezon sadece 6 takımın üst lige çıkacak olması, kulüpler için işleri iyice çıkmaza sürüklüyor.
Peki çözüm, bazı çevrelerin sosyal medyada şuursuzca savunduğu gibi BAL ligini tamamen kaldırmak mı? Kesinlikle hayır! Bu lig; Türkiye genelinde 81 şehri, yüzlerce kulübü, binlerce futbolcuyu ve onların ailelerini ilgilendiren devasa bir ekmek teknesi. Altyapının can damarı olan bu organizasyonu yok etmek, yerel futbolu kökünden kurutmak demektir. Pandemi döneminde sahaların boş kalmasının yarattığı derin yaraları ne çabuk unuttuk? Mevlana’nın da dediği gibi, ‘Her rüzgarda sallanırsan, dağ kadar da olsan bir ota değmezsin.’ TFF ve spor kamuoyu, amatör takımlarımızın arkasında dağ gibi durmalı ve bu fahiş maliyetleri yeniden gözden geçirmelidir. Amatör futbol yaşasın ki, Türkiye kazansın.




