Isparta – IspartaGuncel.Com Bir şehir düşünün; merkezinde yükselen beton yığını, tam 33 yıl boyunca hem bir umudun hem de bir ihmalin anıtı olarak dursun. Süleyman Demirel Eğitim Kompleksi içerisinde yer alan o devasa bina için nihayet beklenen, beklenen olduğu kadar da hüzünlü olan karar uygulandı: Yıkım.
Temeli bizzat 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından atıldığında, Isparta’nın kültür ve sanat damarlarını besleyecek bir merkez olması hayal ediliyordu. Ancak bu bina, kentin kültür hayatına yön vermek yerine, on yıllarca süren bir “bürokrasi ve ödeneksizlik” düğümüne dönüştü. Milyonlarca liralık kamu kaynağının göz göre göre çürümeye terk edilmesi, sadece bir mühendislik hatası değil, aynı zamanda bir vizyon kaybıdır.
Van’da Yaşayan Bir Hafıza, Isparta’da Çürüyen Bir İskelet
İşin en can alıcı noktası ise bu binanın “yalnız” olmayışı. Isparta’daki bu proje, Türkiye’nin bir döneminde belirli iller için hazırlanan tip projelerden biriydi. Bugün Van Devlet Tiyatrosu olarak bildiğimiz ve bölgenin sanat yükünü sırtlayan o yapı, Isparta’da bugün yıkılan binanın ikiziydi.
Van’daki yapı, şehrin sosyal dokusuna dahil olmuş, depremle yıkılana dek binlerce perde açmış, deprem sonrası ise hızla yenilenerek şehre yeniden kazandırılmıştı. Bizde ise aynı plan, aynı proje, aynı betonarme iskelet; depreme bile gerek kalmadan, zamanın ve sahipsizliğin pençesinde kendi kendine yenildi. Van’da sanatla hayat bulan o mimari çizimler, Isparta’da bir “metruk bina” etiketinden öteye geçemedi.
Yıkım Kararı Doğru, Peki Ya Kayıp Yıllar?
Isparta Belediyesi’nin bugün başlattığı yıkım çalışması, fiziksel güvenlik ve görüntü kirliliği açısından kuşkusuz doğru ve yerinde bir karardır. Fiziksel bütünlüğünü kaybetmiş, statik ömrünü tamamlamış bir yapıyı zorla ayakta tutmak, olası bir facia davetiyesidir.
Ancak şu soruyu sormadan geçemiyoruz: Neden 33 yıl?
- Bu bina bittiğinde Isparta’da doğan çocuklar bugün 33 yaşında; yani birer yetişkin.
- Harcanan o devasa kamu bütçesi, enflasyon ve geçen zamanla birlikte nasıl bir ekonomik kara deliğe dönüştü?
- Neden başka iller bu projeleri hayata geçirip sanatla buluştururken, Isparta bu “bitmeyen inşaat” sendromuna mahkum edildi?
Şimdi o alanda enkaz kalkacak. Milli Emlak’a ait bu arazinin nasıl değerlendirileceği henüz belirsiz. Temennimiz; harcanan emeğin, paranın ve en önemlisi çalınan o 33 yılın anısına, alanın yine kentin sosyal dokusuna dokunan, “tamamlanabilen” ve bu kez içinde sanatın, eğitimin olduğu bir projeyle taçlandırılmasıdır.
Isparta, yarım kalmış hikâyelerden yoruldu. Artık biten, yaşayan ve yaşatan projelere ihtiyacımız var.









