Antalya’da Siyasi Deprem: Gölge Danışmanlardan İtirafçılığa Uzanan Çöküş
Geçmişe dönüp o çalkantılı döneme baktığımızda, Antalya’da yerel siyasetin nasıl adım adım bir krize sürüklendiğini bugün çok daha net görebiliyoruz. Muhittin Böcek yönetiminin o tartışmalı beş yıllık karnesi, kentin hafızasında onarılması güç izler bırakmıştı. O günlerde eleştirilerin merkezinde; kurumsal işleyişi zedeleyen “gölge başkanlık” rolleri, kentle inatlaşan projeler ve bir türlü yönetilemeyen iletişim krizleri vardı.
Özellikle Başkan Danışmanı’nın o dönemki konumu ve pervasız tavrı hafızalardaki tazeliğini koruyor. Mayıs 2021’de sadece bir danışman olarak atanmasına rağmen, kamuoyu önünde adeta “ikinci bir başkan” gibi hareket etmesi, her açıklamasında “Göreve geldiğimiz günden bu yana” şeklinde doğrudan bir belediye başkanının kuracağı cümleleri kurması, Büyükşehir’in kurumsal yapısını felç etmişti. Danışmanların bu şekilde gölge başkan gibi konumlanması, işleyişi tamamen akamete uğratmıştı.
O süreçte sorun sadece liyakatsiz danışmanlar da değildi. İmar rantı söylentilerinden, kent halkının itirazlarına rağmen inatla sürdürülen projelere kadar pek çok konuda Böcek yönetimi telafisi zor hatalar yapmıştı. Bütün bunların sonucunda kentlinin diline o acı tespit pelesenk olmuştu: “Antalya, adım adım AKP’ye hazırlandı.” CHP’nin kurumsal kimliği ağır yara almış, tabanda “Antalya altın tepside AKP’ye sunulacak” endişesi hakim olmuştu. O günlerde Özgür Özel ve CHP yönetimi için bunun tarihi bir dönemeç olduğu ve değişimin şart olduğu defalarca vurgulanmıştı.
Nitekim zaman, o günlerde sokağın vicdanında yankılanan bu endişelerin ve uyarıların ne kadar haklı olduğunu en çarpıcı, hatta en trajik şekliyle yüzümüze vurdu.
Son birkaç gündür Antalya siyasetine ve Türkiye gündemine bomba gibi düşen o sarsıcı gelişme, geçmişteki bu yönetim krizinin sadece siyasi bir beceriksizlikten ibaret olmadığını kanıtladı. Eski Başkan Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık yasasından faydalanarak adalet karşısında “itirafçı” olması, o beş yıllık karanlık dönemin perde arkasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Bugün çok daha iyi anlıyoruz ki; o yetki gaspı yapan “gölge danışmanların” cüretkar tavırları, kurumsal iletişimin çökmesi ve rant uğruna kentle inatlaşılan projelerin arkasında çok daha derin ve karanlık bir ağ yatıyormuş. Böcek’in adalete sığınarak yaptığı itiraflar, geçmişte “iletişim kazası” veya “yönetim zafiyeti” olarak geçiştirilmeye çalışılan olayların, aslında adım adım örülmüş bir çöküş planının parçaları olduğunu gösteriyor.
Geçmişte aday belirleme sürecinde dengelere sıkışan, uyarıları dikkate almakta ağır davranan CHP yönetimi için asıl ve en büyük sınav şimdi başlıyor. Özgür Özel ve partisinin, geçmişte göz göre göre gelen bu enkazla, “altın tepsi” iddialarıyla ve bugün ortaya saçılan itiraflarla nasıl yüzleşeceği, sadece Antalya’nın değil, Türk siyasetinin de geleceğinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Kentin vicdanında açılan bu derin yara, artık sadece siyasi bir değişimi değil, köklü bir hukuki ve ahlaki hesaplaşmayı zorunlu kılıyor.




